Altındağ Mutlu Son
Altındağ Mutlu Son
O sırada yanına on beş yaşlarında bir delikanlının yanaştığını fark etmemişti. Ankara Altındağ Mutlu Son Çocuğun gözlerindeki saygıya karışmış ilgiyi de fark etmedi. Aslına bakarsak insanoğluın onu bu şekilde süzmesine alışıktı. Alışılagelmedik fiziksel özellikleri nedeniyle her süre dikkat çekici bir erkek olmuştu. Artık bununla yaşamayı öğrenmişti ve ilginin bilincinde bile olmuyordu. Sadece kadınlar için değil, erkekler için bile imrenilecek bir fiziği vardı.
Ankara Altındağ Mutlu Son
Çocuk elinde olmadan bu uzun adamı süzüyordu. Delikanlı karla kaplı kaldırımın ucunda kıpırdamadan durmuştu. Giymiş olduğu kaliteli ve kalın montu, onu daha da iri gösteriyordu. Siyah saçları, kar taneciklerini Altındağ Mutlu Son hızla serpiştirmeye başlamış olan rüzgârla birlikte alnına dökülmüştü. Düz ve biçimli alnında tatlı tatlı kıpırdayıp duruyordu. Fakat bu esmer adamı o anda dikkat çekici icra eden ne kıskanılacak yakışıklılığı, ne de varlıklı bulunduğunu belli eden iyi giyimiydi. Başka bir şey vardı. Adeta elle tutulabilen bir şey…
Bu adam… fazlasıyla öfkeliydi!
Altındağ Mutlu Son
Çatılmış biçimli kaşları, öfkeyle kısılmış siyah gözleri ve sımsıkı kilitlenmiş çenesiyle aslında ürkütücü bir adamdı. Ve bu geniş yapısıyla hakikaten de kapana kısılmayacak kadar güçlü bir kaplan benzer biçimde görünüyordu. Ancak şu anda çevrelerinde bulunan minimum on birey, genç adamın çoktan istemediği bir kapana kısıldığını biliyordu. Kaçamayacağı, karşı koyamayacağı bir pozisyondaydı artık. Ve çok açık ki bundan hiç memnun değildi.
Çocuk hafif bir nefes aldı. “Valiz?” diye sordu birazcık çekinerek.
Genç adam bakışlarını bulutlardan aşağıya indirdi. Uzun kirpiklerinin ucunda birkaç tane kar taneciği birikmişti. Gözleri ilk önce çocuğa kaydı. Ne demek istediğini anlamaya çalışır gibiydi. Sonrasında bakışları onun elindeki valize çevrildi. Eski, bordo renkli ucuz bir valizdi. Valizin belirgin rengi cebindeki evlilik cüzdanını hatırlatmıştı.
Ve o valizin kime ilişik olduğunu hemen anladı doğal.Fakat bu esmer adamı o anda dikkat çekici icra eden ne kıskanılacak yakışıklılığı, ne de varlıklı bulunduğunu belli eden iyi giyimiydi. Başka bir şey vardı. Adeta elle tutulabilen bir şey…
Son yorumlar