Altındağ Mutlu Son Masaj Pelin Hanım
Altındağ Mutlu Son Masaj
Evli olmaya karar verdiğinde tam da bu durumu kabul etmişti. Bunu yapmanın ve kendisine bunun yapılmasının doğru olduğunu kabul etmişti. Kendisi, Edward ve aileleri, törenden sonra nikâh defterini imzalamak üzere peş Altındağ Mutlu Son Masaj peşe kasvetli kutsal eşya odasına gittiklerinde altına imza attıkları şey buydu işte, ve geri kalan her şey -saslım ona olgunluk, konfetiler ve pasta- kibar bir oyalamaydı. Ve eğer Florence bundan hoşlanmıyorsa tek sorumlusu kendisiydi, çünkü son bir senedir bütün seçimleri bu yola doğru götürüyordu onu, bir tek kendi kabahatuydu; şimdi de midesinin bulanacağına hakikaten inanıyordu.
Edward onun inlediğini duyunca kendi mutluluğunun artık neredeyse eksiksiz olduğunu anladı. Zevkli bir hafifleme hissetti, yerden birkaç santim yükselmiş gibiydi, Florence’e hoş bir halde tepeden bakıyordu. Kalbinin yükselip boynunun dibinde zonklamak üzere olmasında zevkle karışık bir acı vardı. Florence’in ellerinin kasıklarının yakınına hafifçeçe dokunuşu, kollarında uysalca gevşeyen güzel bedeni, burun deliklerinden hızlı hızlı nefes alırken çıkan tutkulu ses, heyecanlandırıyordu onu. Dili Florence’in dilini iterken onunkinin yumuşakça kendininkine dolanması, kaburgalarının hemen altında duyduğu soğuk ve keskin, yabancısı olduğu bir vecd noktasına getiriyordu Edward’ı. Kim bilir yakın bir zamanda.
Altındağ Mutlu Son Masaj
Florence’i ikna edebilirdi -kim bilir bu gece olurdu ve Florence’in ikna edilmeye ihtiyacı olmayabilirdi- penisini o yumuşacık ve güzel ağzına almaya. Ama bu düşünceden mümkün olduğunca hızla uzaklaşması gerekiyordu, çünkü çabuk boşalmak tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Hatta başladığını hissediyordu, rezil olacaktı. Tam zamanında radyo haberlerini, Başbakan Harold Macmillan’ın simaını düşündü, uzun boylu, sırtı kambur, denizayısı gibiydi, bir savaş kahramanı, yaşlı bir adam – sex çağrıştırmayan her şeydi ve Edward’ın amacına uygundu. Ticaret Açığı, Ücretlerin Dondurulması, tekrar Satışta durağan Fiyat. Bazıları, İmparatorluğu elden çıkarttı diye lanetliyorlardı onu, ama Afrika’dan esen bu değişiklik rüzgârları karşısında başka seçenek yoktu. Aynı mesajı İşçi
Partili birinden kimse alamazdı. Ve Macmillan, kabinesinin üçte birini ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’nde2 kovmuştu. Yürek gerekirdi bunu oluşturmaya. Gazetelerden biri ‘Mac the Knife’ diye başlık atmıştı, bir başkası ‘Macbeth’ diye. Ciddi fikirli insanoğlu onun ülkeyi televizyonlar, otomobiller, süpermarketler ve başka kıvır zıvırın çığı altına gömdüğünden yakınıyorlardı. İnsanlara istediklerini verdi. Ekmek ve eğlence. Yeni bir millet; şimdi de Avrupa’ya katılmamızı istiyordu, onun yanlış organize ettiğinü kim kesinlikle söyleyebilir ki?
Son yorumlar